Hem Kemal Kılıçdaroğlu'nu hem de tüm CHP'lileri kutlamak gerek. Hani övünmek gibi olmasın ama bütün delegeler benim isteğimi yerine getirdi, dediğimi yaptı. Açıkçası CHP delegeleri üzerinde bu kadar çok etkim olduğunu bilmiyordum.
Son yazımda “CHP Kurultayı'nı Soruntay'a dönüştürmeyin” ricasında bulunmuştum. Beni dinlediler; Kurultay sorunsuz olarak gerçekleştirildi. Tüm delegelere teşekkür ediyorum.
Her zaman olduğu gibi, Kurultay'a damga vuran bazı söylemler vardı. Bana göre en büyük ya da önemli söylem “Recep Bey” deyimi idi.
Recep Bey ve yandaşları bu deyişe kızmışlar, “küçültücü” bulmuşlar. Bunu, AKP'nin Önder Sav'ı Bülent Arınç böyle yorumlamış. Tabii her partide bir Sav ve Arınç bulunmalıdır ve de bulunur.
Şimdi gelelim “Bey” lafına.
Efendim biraz tarihe bakın. Örneğin Osmanlı Hanedanı'nda Bey sıfatı Orhan Bey'den sonra kullanılmamıştır. Çünlü Orhan Bey'den sonra gelenlere göre Beylik Selçuklular'da kalmıştır ve Selçuklu Beyleri ile Osmanlı Sultanları aynı düzeyde olmamalıdır. Bu, Osmanlı Sultanları'nın büyüklük ya da azamet meraklarından olabilir. Onun için “Bey” sıfatını küçültücü bulmuş olabilirler.
Ancak günümüzde bu sıfat hiç de öyle küçültücü değildir. Bir partinin, hele hele ana muhalefet partisinin yeni genel başkanını kutlamayı bile zül addeden bir iktidar partisinin genel başkanının Bey'likten alınması hayret vericidir.
Hoş o zatın alınmadığı, darılmadığı, kırılmadığı, bozulmadığı birşey yoktur. Basınından mahalle bakkalına kadar, şehit olan Mehmetçik'ten göcük altında kalan maden işçisine kadar herkese bozuk atmaktadır.
Askerlik yan gelip yatma yeri değildir, şehit kelledir, göcük altında kalmak o yörenin insanın kaderidir, durumdan yakınan çiftçi anasını alıp gitmelidir. Gazeteler hep methiye yazmalı, en ufak bir eleştiride bulunanın üzerine devletin bütün güçleri “Allah Allah” nidaları ile saldırmalıdır. Ama dokunulmazlıkların bir türlü kaldırılmadığı, havuzlu villaların belirli kitlelerin yaşam tarzı olduğu ülkemizde iki kelimeyi biraraya getiremeyenlerin devlette büyük görevlere getirilmeleri, eniştelerin bürokrasi vitrininde resmi geçit yapmaları olağandır.
Şimdi Recep Bey deyişine bozulanların, bu hale getirdikleri ülkede iktidara gelme yolunda güçlü adımlar atma gayreti içinde olan bir partinin yeni genel başkanına böylesine bir tavır takınmaları olağan mıdır?
Hoş ülkede öylesine olağan dışı şeyler yaşıyoruz ki, ben bunu da olağan karşılıyorum. Basın özgürlüğünü yok etmek isteyen bir iktidardan, korku toplumu yaratan bir devlet gücünden olağan şeyler beklemek herhalde su üzerinde yürümeyi denemek kadar abesle iştigaldir.
Neyse, tanrı beterinden saklasın. “Bey” deyimine bozulanlar ister misiniz ünlü ve efendi showman Beyaz'a sansür uygulasınlar. Nasıl mı?
Çok basit… Onun büyük bir keyifle söylediği, bizim de keyifle dinlediğimiz “Recebim, sarı lira vereceğim” türküsünü yasaklayarak…
Hadi geçmiş olsun.