Vedat Türkali'nin 27 Mayıs darbesine zemin hazırlayan olayların fonunda filizlenen bir aşk öyküsünü anlattığı 70'lerin kült romanı Bir Gün Tek Başına, oğlu Barış Pirhasan ve torunu Yusuf Pirhasan tarafından sinemaya uyarlanıyor.
Bundan 36 yıl önce, 1974'te Milliyet'in düzenlediği roman yarışmasında birincilik ödülü alan Vedat Türkali imzalı efsane roman Bir Gün Tek Başına, direnişçi fikirleri alabildiğine örselenmiş Kenan ve onun tersine devrimci ateşi asla sönmeyen, gözüpek Günsel'in hikâyesi. Kenan'ın karısı Nermin'in, kızı Zeynep'in, devrime gönül vermiş mücadelecilerden 'Baba'nın, içimizi yakan Hasan'ın öyküsü. 27 Mayıs'ın, dönemin Türkiye'sinin, Beyazıt Meydanı'ndan çatışanların hikâyesi. Bir Gün Tek Başına beyazperdede karşımıza gelecek. Filmin çekimlerine martta başlanıyor. Hem de âdeta rüya takım tarafından: Vedat Türkali senarist koltuğunda, yönetmenlik makamınıysa oğlu Barış Pirhasan ve torunu, Barış Pirhasan'ın oğlu Yusuf Pirhasan paylaşıyor. Romanın ve filmin öyküsünü dinlemek üzere Barış Pirhasan ve Yusuf Pirhasan'la görüştük, gecelerini gündüze katmış çalışırken bulduk kendilerini...
YILMAZ GÜNEY'İN DE PROJESİ
Barış Pirhasan: "27 Mayıs'ın hemen ertesindeki yıllardı. Babam Vedat Türkali, Atıf Yılmaz ve o dönem yönetmen yardımcılığı yapan Yılmaz Güney, 27 Mayıs'a zemin hazırlayan olayların kronolojik biçimde yer aldığı, aynı zamanda birkaç karakterin öyküsünün anlatıldığı bir projeyle meşgullerdi. Aslında benim hayal meyal hatırladığım, ancak sonradan detaylarını öğrendiğim bir dönem. O dönemi en sert biçimde yaşamış insanlarla görüştüler, birçok portre çıkardılar. Araştırmaların çoğu senarist olarak babamda toplanıyordu. Hikâye tamamlandı, ancak film çekilemedi. Ardından babam, yaklaşık 10 yıl sonra, o dönem elde ettikleri belgeleri yeniden toparladı. Görüştüğü insanları bulup başka görüşmeler de yaptı, malzemeyi romana dönüştürdü... Romanı filmleştirmekse benim için aslen 10 yıllık bir hayal. Neyse ki şimdi gerçekleşiyor."
YARI KURGU YARI GERÇEK
Barış Pirhasan: "Romanın en enteresan özelliklerinden biri, ana hikâyeye fon oluşturan olayların hepsinin gerçek olması ve bu olayların tarihi, saati, yerine kadar detaylarıyla anlatılması. Bu da bizlere apayrı bir sorumluluk yüklüyor. Hem romanın o iç sızlatan hikâyesini anlatmak hem romandaki gerçek olay akışına sadık kalmak gerek. Dönem filmi olarak zorlukları çok olan bir proje bu. Örneğin öğrencilerin okulun hangi kapısından çıktığından, Beyazıt Meydanı'nın neresinde kavga ettiklerine dek her şey detaylı biçimde anlatılmış romanda. Bunları değiştiremeyiz. Ama mekânlar artık değişmiş. Haliyle işimiz zor."
Yusuf Pirhasan: "Olabildiğince gerçek mekânlarda çalışacağız, ancak teknolojinin nimetlerinden de faydalanıp bazı mekânları dijital ortamda yaratacağız. Ayrıca o dönemi yaşayan genç insanlar artık 70'li yaşlarını sürüyor. Dönemin olgun ya da yaşlı insanları ise ya ölmüşler ya da onlara ulaşmak imkânsız. O dönem insanlar ne yapardı, yolda nasıl davranır, nasıl konuşur, nasıl giyinirdi? Bunlarla ilgili de detaylı araştırma yapıyoruz."
EKSTRA BİR GERGİNLİĞİMİZ YOK
Barış Pirhasan: "Romanın birçok insanın hayatında çok önemli yeri olduğunu, kültleştiğini, efsaneleştiğini biliyoruz. Bununla beraber roman bizim hayatımızda her daim bir yerde durmuş, bir şekilde var olmuş... Filme uyarlarken ekstra bir gerginliğimiz, bir yükümüz yok."
Yusuf Pirhasan: "Elbette önemli bir sorumluluk. Dedemin romanı, çok önemli bir roman, insanların başucu kitabı. Ancak benim için de durum aslında, çok sevdiğim bir hikâyeyi filmleştirmek en nihayetinde. Çünkü ben, Bir Gün Tek Başına'yı dedem yazdığı için değil, edebiyat dünyamızdaki yeri için değil, hikâyesini ve karakterlerini fazlasıyla benimsediğim için seviyorum."
MAAİLE BİR FİLM
Barış Pirhasan: "Oğlumla aramızdaki iş bölümü son derece pratik işler üzerinden ilerliyor. Oturup saatlerce filmin felsefi boyutunu tartışmıyoruz, onun yerine yapılacak tonla işin arasında ilerlemeye çalışırken, bir yandan da filmin diline karar vermiş oluyoruz. Filmde sadece ben, babam ve oğlum yokuz. Ayrıca (Vedat Türkali'nin kızı) Deniz Türkali de oyuncu olarak, kızım da söylediği bir şarkıyla eşlik edecek bizlere. Kadroda aileden başka simalar da olacak."
Yusuf Pirhasan: "İki yönetmen olmak, setteki onlarca insanla bu işi yapmaktan çok farklı değil. En başta zihinsel birliktelik gerekli. Herkes aynı filmi çekmek için yola çıktığından emin olmalı. Başta bu fikir beni ürkütmüştü. Yıllarca Londra'da ve ABD'de aldığım eğitim, orada kendi başıma var olup elde ettiğim başarılar... Sonra Vedat Türkali'nin ve Barış Pirhasan'ın oğlu olarak film çekmek... Ama sonra, bu işin içinde olmazsam ne kadar pişman olacağımı düşündüm ve çalışmaya başladım."