Fatin DAĞISTANLI
09.08.2010 - 19:45
Fatin DAĞISTANLI
‘’Bu Devlette Baş Değil, Sarığız!’’

'Evlatların İhaneti' adlı yazımda…
‘Yüksek Askeri Şura’da yaşananlar Recep Tayyip Erdoğan'ın ya da AKP'nin operasyonu değil.
Olamaz, hiçbir zaman da olmayacak.
Bu işler bugünkü hükümetin de, gelecekteki hükümetlerin de boyunu aşar.
Dünkülerin de aşıyordu zaten’ diye yazmıştım.
Ne demek istemiştim?
Biraz daha açmak için bu yazı çıktı.
Yazdıklarımı ister hikaye diyerek okuyun isterseniz de yaşanmış olanların aktarımı olarak.
Bunu size bırakıyorum.

Fatih Sultan Mehmet’in, Varna savaşı öncesi babası Sultan Murad’a yazdığı sözlerini bilmeyen yoktur:
- ‘Eğer siz padişah iseniz hücumu küffarı def için gelmek vaciptir ve eğer ben padişah isem emrime itaat etmek sizlere vaciptir.’
Bu satırlara mührünü bastırıvermişti. Nasıl bir metne imza attığını sonradan kavrayacaktı ama iş işten geçmiş olacaktı.
‘Göreyim benim oğlum nice padişah olur’ diyerek kendisini sağlığında tahta oturtan Sultan Murad’a yani babasına karşı aczini ifade etmiş, padişahlığını şüpheli göstermişti.
Fatih Sultan Mehmet’e bu hatayı Çandarlı yaptırmıştı.
Savaş sonrası Sultan Murad, yine tahtı Fatih Sultan Mehmet’e bırakıp Manisa’ya çekilmişti ama Çandarlı rahat durmamıştı. Bu seferde yeniçerileri ayaklandırmıştı. Sultan Murad Edirne’ye gelip tek bir bakışıyla askerleri kışlalarına göndermiş ve son nefesine kadar kalkmamak üzere tahtına oturmuştu.

Genç Mehmet Çandarlı’nın kudretinin kaynağını bir türlü çözememişti. Babasının tavrını da anlayamıyordu. Taht için taç için evlatlar babalarını , kardeşlerini boğazlarken Sultan Murad tahtı iki defa kendisine terk etmişti. Sultan Murad’ı iktidardan soğutan, bildiği ama söylemediği bir şey vardı.
Hoşnutsuz yeniçeriler kışlalarına döndükten sonra babasıyla baş başa kalabilmişler ve hiç unutamayacağı o konuşmayı yapmışlardı.
Genç Mehmet, Çandarlı’dan dert yanmıştı.
- ‘Neden halledivermedin şu herifi? Neden kendini de beni de oyuncak ettin elinde?’
Sultan Murad gülümsemiş ve ‘ Hiç sormamış olmanı niyaz ederdim ama hiç sormayacaksın diye de korkardım…’ demiş.
Murad Han’ın oğluna son söylediği cümlesi ise:
- ‘Diyeceğim odur ki, oğul şunu hiç unutma: Biz bu devlette baş değil, sarığız. Atamız Yıldırım Beyazıt’ın başına gelenleri unutma.’

Fatih Sultan Mehmet hiç unutmamıştı. Onlara devlet kurmaları için izin veren bir güç vardı. Ve o güç işlerine gelmediği zaman Osmanlı sarığını başından atabilirdi.
Tahtta geçer geçmez gürültüsüz bir tahkikata başlamıştı. Yıldırım Beyazıt’ın bu güç tarafından neden yalnız bırakıldığını da öğrenmişti.
Öğrendikleri karşısında ilk başta dehşete kapılmış, babası gibi bırakıp gitmeyi bile düşünmüştü.
Çandarlı’nın da bu gücün saraydaki en kuvvetli eli olduğunu da öğreniyordu.

İshak Paşa bir gün Fatih Sultan Mehmet’in odasına gelmişti:
- ‘Ne var paşa?’
- ‘Hocanız Akşemseddin de isimlerin arasında.’
Fatih Sultan Mehmet’in yüzü allak bullak oldu. Nihayet ‘ona dokunmayın’ diyebildi. ‘Gözetim altına alınsın. Daha sonra köyü Göynük’e göndeririz.’

Unutmayın…
Bazen güvercinlerin kanatları, atların ayaklarından hızlıdır.
Üç nokta…

Pzt, 08/09/2010 - 21:31
Macit Cününoğlu kullanıcısının resmi
Macit Cününoğlu

Günümüz olaylarını incelerken elbette tarihin eşsiz zenginliklerini referans gösterebiliriz. Ancak, çağımız demokrasiler çağı değil midir ? Evet, epeyce sıkıntılı alınan YAŞ kararların da teamül diye nitelendirdiğimiz gelenekçi yöntemler sonuna kadar zorlandı. Çünkü son Şura'ya gelinceye değin (bir kaç istisnai örnek dışında) ilk ve son sözü hep TSK söylerdi. Ya şimdi ? Yine ilk söz Asker'den geldi, fakat belirleyici son karar siyasal iktidarın oldu. Yapılan hiyerarşik atamalar tartışılabilinir, ancak üsul ve yöntem bakımından ülke gündemini bu denli meşgul etmesi ve en önemlisi de aşırı gerginliğe neden olması hiçte şık olmadı. Diğer taraftan gelirsek esrarengiz "Yeni Ankara" teorinize, bizce hâlâ sis perdesi aralanmış değil. Belki bizler, sizin söyleminizde vurgulamak istediğiniz arka plân oyuncularının gücünü göremiyoruz ! II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet'in başveziri II.Çandarlı Halil Paşa'nın tarihte oynadığı olağanüstü roller gibi. Ancak, yazınızı "üç nokta" ile sonlandırdığınıza göre, konunun devamı gelecektir demektir. Biz de efendim, bir okurunuz olarak "Yeni Ankara" gerçeği ile tanışacağımız günü heyecan ve sabırla bekleyeceğiz...Tabii ki lütfeder açıklarsanız. Anlaşılıyor ki şimdilik XV. yüzyıldan verdiğiniz örneklerle yetineceğiz...Umarız en kısa süre de XXI. yüzyıla gelir, genç demokrasimize yapacağınız katkıları esirgemezsiniz. Çünkü bizler, ülkemizin gizli eller tarafından yıllardır yönetilmesini izlemekten çok yorulduk...Tek dileğimiz "Yeni Ankara" düzeni, beraberinde şeffaflığıda getirir...

Sal, 08/10/2010 - 09:54
Demokırat kullanıcısının resmi
Demokırat

Üç noktanın devamını sabırsızlıkla bekliyorum.

Çrş, 08/11/2010 - 14:04
Abbas Kemaloğlu kullanıcısının resmi
Abbas Kemaloğlu

...
yani devamı var...
e bekleriz.

Cmt, 08/14/2010 - 14:21
Macit Cününoğlu kullanıcısının resmi
Macit Cününoğlu

Değerli F.Dağıstanlı, hiç anlamadığım bir iş olmasına karşın inertnet ortamında dahi olsa bir gazeteyi yayınlamak ve canlı tutmak kolay bir iş olmasa gerek. Anlıyorum ki ciddi bir çaba harcıyor ve emek sarfediyorsunuz...Özellikle yazı kadronuz her geçen gün genişliyor ve yeni yeni değerler Gazetemen sayfalarına katılıyor...Yeterli midir ? Elbette hayır...Madem ki çağımız teknoloji, yenilenme, yaratıcılık, ilerleme, paylaşım, bilgi ve iletişim çağıdır...Daha fazla beklentiler içinde olmak biz okurların en doğal hakkı olsa gerek. Bu nedenle de affınıza sığınarak acizane bir kaç durum tespiti yapmak istiyoruz ki, lütfen bizleri bağışlayınız...Örneğin yazarlarımızdan bir bölümü "Pause" durumundan bir türlü çıkamıyorlar ! Tamam, Gazetemen günlük bir gazete olmayabilir ama haber trafiğine bakılınca haftalık dergi olmadığı da kolaylıkla anlaşılıyor. Haydi, varsayalım ki "haftalık" bir yayın organı, fakat 7 gün kuralına dahi uyan yazar sayısı o kadar az ki ! Ne dersiniz ? Sınırları zorlayıp çok mu iç işlerinize karıştık...Eğer öyle bir duygu uyandırdıysak yüzlerce kez özür dileriz, ne yapalım bizim temel alışkanlıklarımız arasında "Dost acı söyler" ilkesi de maalesef fazlaca yer alıyor. Son olarakta efendim, sizden bir dileğimiz olacak...Ne olur bir an önce vazgeçiniz "3 Nokta" sevdanızdan...Kıvrak kaleminizi, yaratıcı zekânızı ve zengin birikimlerinizi günümüz ve yarınlarımız için kullanınız...Bu arada sürçü lisân ettiysek, lütfen bağışlayıcı olunuz...Hatta "Cünûndur (delidir), ne derse yeridir" diyebilirsiniz ! Saygılarımla...M.C.

Diğer Yazıları

(31.12.2011 - 13:31)
(29.12.2011 - 14:42)
(27.11.2011 - 13:46)
(13.11.2011 - 12:11)
(13.10.2011 - 00:50)
(06.10.2011 - 19:47)
(28.09.2011 - 19:04)
(26.09.2011 - 01:58)
(22.09.2011 - 13:17)
(20.09.2011 - 00:29)
| Copyright © 2007-2012