Ya ben anlamıyorum, ya bana anlatamıyorlar, ya da ben bana anlatılanları eşe dosta anlatamıyorum.
Efendim enflasyon geçen ay düşmüş, hatta eksi değerlere ulaşmış. Ama ben bizim manava bakıyorum dün üç liraya aldığım kiraz bugün meselâ beş liraya çıkmış. Keza bakkalda da hemen hemen herşeyin fiyatı günden güne artıyor. İş bununla da kalsa iyi. Birileri bir şey söylüyor, ertesi gün başka birileri tam tersini telâffuz ediyor. İşte size bazı örnekler:
Pasaportlar AB standartlarına uyacak ya, çipli mi cipsli mi birşeyli olacak. İşte onun için pasaport harçları artırıldı. Ama ne artış sanki, Boğaz'da yalı kiralıyoruz. Sonra harçlar indirildi. Kim çıkartır, kim indirir belli değil...
Sonra elektrik fiyatlarında indirim olacak dendi. Ardından birileri açıklama yaptı: “Boşuna sevinmeyin, indirim filân yok, üstelik zam geliyor zam...”
Buyrun şimdi ben mi anlamıyorum bu enflasyonun düştüğünü, yoksa bana mı anlatamıyorlar, ya da ben size mi anlatamıyorum.
Zaten ülke içinden çıkılmaz bir duruma geldi. Dışişleri'ne bakıyorsunuz mangalda kül bırakmıyorlar, örneğin İsrail çatışmasında. Sonra gidip kapalı kapılar ardında görüşmeler.Yani sahnede kurdu oynayan bir Dışişleri, hatta nerede namaz kılınacağı konusunda fetva veren bir Dışişleri Bakanı gidiyor kulislerde gizli görüşmeler yapıyor.
Ama gene Tanrı'ya şükür, birkaç gündür kafamız dinleniyor. Birileri tatile çıktı da öyle televizyonlarda bağırıp çağırmalardan, kuru gürültülerden kurtulduk kısa bir süre için. Ama yine de sevinemedik, çeyrek finaller bitince dinlenme süresi de bitti. Yarı finallerle birlikte o iğrenç, insanın içini dışına çıkartıp yaşadığına pişman eden, gürültüden başka bir işe yaramayan vuvuzella şamatası gene başladı.
Tek tesellimiz, Dünya Kupası Finali'nden sonra bu vuvuzella belâsından kurtulma umudu olacak. Ama merak etmeyin ülkemizde vuvuzella'dan beter gürültü çıkaranlar var. Aman yanlış anlamayın, süper lig başlayınca bu vuvuzella gürültüsü bizim stadlarda da yükselecek. Tek umudumuz bu gürültünün sadece stadlarda yükselmesi. Eğer televizyonda vuvuzelladan beter, sinir bozan, konuşmalar olursa vuvuzellayı çok arayacağız gibime geliyor.
Neyse başında da söyledim ya; ya ben anlamıyorum, ya bana anlatamıyorlar, ya da ben size anlatamıyorum bana anlatamadıklarını.
Ama gene de siz vuvuzellaya kulak asmayın, nerede namaz kılacağınıza kendiniz karar verin ve öyle bakan emriyle orada burada namaz kılmaya kalkmayın. Ve de, herşeye rağmen, hep mutlu ve umutlu kalın.