Fatin DAĞISTANLI
22.08.2010 - 02:42
Fatin DAĞISTANLI
Cumhuriyet İmparatorluğu

“Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır. ‘’
Eflatun (PLATON)

Ses verdiğimiz günlerdi...
Bir grup yazar arkadaşla 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i Kuleli Sokak'taki çalışma ofisinde ziyarete gitmiştik.
Demirel, ziyaret sonrası fotoğraf çektirirken Dünya haritasının bulunduğu küreyi bir sehpanın üzerine koydu ve bizleri de başına topladı.
Arkadaşlarımızdan biri, elini küredeki Ortadoğu'nun üzerine koyarak,
'Yeniden şekillenecek' deyince...
'Şimdi burada hemen yapalım' diyerek sözü alan Demirel, şu tespiti yapmıştı:
- 'Türkiye çok büyük bir memleket. Biz burayı idare edebilsek. Bir tespihin imamesi gibi, imame çıktığı zaman her şey dağılıyor. Türkiye bu küredekinden küçük olamaz.'
...
Demirel’i taktir ettiğim günler çok gerilerde kaldı.
‘Türkiye bu küredekinden küçük olmaz’ sözü ise bugün bile tarihi nitelikte.
Anlatalım o zaman ne demek istediğimizi…
Son birkaç gündür Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yeni kitabı üzerinden başlayan tartışmaları izlemiş, okumuşsunuzdur:
- Devlet içinde devlet var.
Hanefi Avcı doğru söylüyor.
Ancak yeni öğrenmişe benziyor, devlet içinde devlet olduğunu.
Son dört yılda, benim gibi kahvehane kültürü sıfır olan birisi dahi, derin poker oyununu defalarca yazdı.
Pokeri kağıt oyunu sanmayın, o aslında bir strateji oyunudur.
Son üç yazımda ise ‘Yeni Ankara’yı anlatırken, devlet içinde devletin bugüne ait olmadığını, Osmanlı’dan örnekler vererek anlatmaya çalıştım.
Kalemim elverdiğince tabi.
Ankara Savaşı’nı…
Fatih Sultan Mehmet’e Çandarlı’nın yaptıklarını…
Mustafa Kemal’in Ali Fuat’a ilettiği sırları…
İsmet Paşa’nın Cumhurbaşkanı oluş sürecini…
Tayyip Erdoğan’ı Çankaya’ya çıkmaktan vazgeçiren iradeyi anımsayın.

Avcı ile anlaşamadığımız...
Devletten cemaate geldiğimiz noktası.
Böyle bir yanlış bilgiyi biz toplumla paylaşsak, doğrusu ortaya çıkınca sokağa çıkamayız.
Avcı, emniyet içindeki dar bir kadroyu, küçük bir zümreyi ülke yöneticisi sanıyor.
Bulunduğu yerden öyle gözüküyor olabilir.
O’nun emniyet içindeki yükselişini engelliyor da olabilirler.
Bu onların ülkeyi yönettikleri, devletin sahibi oldukları anlamına gelmez.

Hanefi Avcı büyük fotoğrafı bilmiyor.
Bilmesi de mümkün değil.
Türkiye Cumhuriyeti’ni yönettiğini sananların bilmediği gerçeği, Hanefi Avcı nereden bilecek?!..

Kim bunlar sorusu aklınıza takılabilir.
Tek kelime…
Eskilerden çok çok iyi olanlar.
Türkiye bu küredekinden küçük olamaz’ diye önemli bir tespitte bulunan Demirel ve etrafındakilere rağmen, Türkiye’yi imparatorluk yapmaya çalışanlar!!.
Yeter ki…
Öncelikle Misak-ı Milli yani Türkiye iyi idare edilebilsin.
Yeter ki…
Dış güçlerin bu ülke üzerindeki hesaplarını berhava edebilelim.
Yeter ki…
Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları yönetsin.
Biz görür müyüz?
Bilmem ama…
Çocuklarımızın göreceği muhakkak.

Unutmayın...
En zayıf göründüğümüz an, en güçlü olduğumuz andır.

Pzr, 08/22/2010 - 11:20
Macit Cününoğlu kullanıcısının resmi
Macit Cününoğlu

"Kendini tanı" bilge Sokrates"in buyruğudur...Elbette birey için söylenmiştir ve gerçektende insanın kendini tanıması hiçte kolay bir iş değildir...Başlıbaşına eğitim meselesidir. Salt akademik eğitimden söz etmiyoruz, toplumsal hayat içerisinde üstlendiğimiz rollerin gereğini yerine getirirken, sahip olduğumuz donanımın düzeyi ve gelişkinliğimiz gün ışığına çıkırak bizlerin ne olup, olmadığımızı zaten ele verir. Aynen devletler gibi...Halkına hizmet etmeyi temel ilke kabul etmiş Batı tipi modern örgütlenmelerin dayandığı en önemli unsur bu nedenle de şeffaflıktır...Üstelik karşılaşılan olaylar acı sonuçlar doğursa bile devletin alabildiğine dürüst ve açık olduğunu görürüz. Daha açık ifadeyle gerçek demokrasilerde devlet, çağdaş birey gibi kendini tanıyan kurumlardır. Ve devlet yöneticileri de işini çok iyi yapan bir esnaf zihniyeti ile gücünün ne olduğunu bilerek ve asla abartmadan borcunu alacağını hesaplayıp halkının önüne çıkar...Çünkü açık toplumlar kapalı kapılar arkasında çevrilen entrikalara prim vermez. Hele hele de partizanlık, cemaatçilik, tarikatçılık v.b. çağdışı örgütlenme modellerinin uygar devlet yapısı ile uzaktan yakından ilişkisi olamaz...Olsa olsa nesli tükenmek üzere olan Kelaynak sürüleri gibi marjinal varlıklarını sağda solda sürdürürler ! Şimdi aktarmaya çalıştığımız gerçekler ışığında ülkemize gelirsek, karşılaştığımız ilk manzara aysberg örneğinde olduğu gibi suyun üstünde gözüken kısmı devlet, asıl gözükmeyen devasa kitle de suyun altında ki derin devleti oluşturmaktadır...Herhalde verilen kavgaların odağında da bu çelişkiler yatmaktadır...Dolayısıyla ülkemizin geleceği zannedildiği kadar çok kolay şekillenemeyecektir...Çünkü yeraltını, legaliteden çok daha fazla seven siyasi zihniyetlere mahkûmuz...Ve yarınların aydınlık olabilmesinin tek koşuluda, karanlıklardan beslenen yapıların ve düşüncelerin geriletilmesi ve yok edilmesinden geçmektedir...

Diğer Yazıları

(31.12.2011 - 13:31)
(29.12.2011 - 14:42)
(27.11.2011 - 13:46)
(13.11.2011 - 12:11)
(13.10.2011 - 00:50)
(06.10.2011 - 19:47)
(28.09.2011 - 19:04)
(26.09.2011 - 01:58)
(22.09.2011 - 13:17)
(20.09.2011 - 00:29)
| Copyright © 2007-2012