Yetkililerin, 11 kişinin ölümü, 6 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan Rize’deki sel ve heyelan felaketiyle ilgili açıklamalarını dinliyorum televizyonda.
Hemen hepsi söze hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı dileyerek başlıyor.
Bu felaketin küresel ısınmanın sonucu olduğu, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş derecede yağmur yağdığı gibi gerekçeler sıralanıyor sonra.
Açıklamalar, “Devlet felakete uğrayan vatandaşlarımızın yardımına tüm imkanlarıyla koşmaktadır. Her türlü tedbir alınmakta, yaralar sarılmaktadır” şeklindeki sözlerle tamamlanıyor.
+++
Yaşanan felaketin nedenlerini samimi biçimde ortaya koymak gerekir.
Aksi takdirde yeni seller de, heyelanlar da önlenemez.
Aslında bu felaketler doğanın kendisine yönelik ihaneti affetmemesinden kaynaklanıyor.
Rant uğruna ağaçları keserseniz, olur olmaz yere binalar, santraller dikerseniz, dere yataklarını kapatırsanız, dik yamaçlarda teraslar oluşturarak eğimleri azaltmazsanız, yağmur sularının akıp gideceği geniş kanallar yapmazsanız olacağı budur.
+++
Doğa siyasetten de, ranttan da anlamaz.
O derelerinin özgürce akıp gitmesini, ağaçlarının gökyüzüne doğru gururla yükselmesini, çiçeklerinin her bahar binbir renkte açmasını, kuşlarının, böceklerinin mutlu kanat çırpmasını ister.
Siz oy uğruna, rant uğruna doğanın dengesini bozarsanız, o da gelir sizin dengenizi bozar…
Olay bu kadar basittir.
Ve bu gerçek anlaşılmadığı sürece yeni seller, heyelanlar ve benzeri felaketler her an kapımızı çalabilir.