Özer YELÇE
17.08.2010 - 02:11
Özer YELÇE
İhbar Ediyorum, Milyonlar Egemen Bağış'tan Davacı Olmalı

Keşke demeyi hiç sevmem ama, keşke geçen akşam Beşiktaş’ta biraz oyalanıp Baş Müzakereci Egemen Bağış’ı dinleseydim ve de o iftar yemeğinde bütün cesaretimi toplayıp “bana göre de tam tersi” diyebilseydim. Tabii linç edilmeden önce...

Baş Müzakereci demek diplomasi yapmak demektir. İnsanını koruyup kollamayı, onun iyiliği için bir şeyler yapmayı ve vatan için olumlu sonuçlar alabilmeyi gerektirir.

Bağış’a neden kızdım, neden onu ihbar ediyorum?

Bani ve benim gibi düşündüğüne inandığım milyonlarca insanı “aklından zoru olmak ya da vatan hainliği yapmakla” suçladığı için.

Pazar akşamı bütün televizyonların haber kanallarında defalarca izledim. Haber, Bağış’ın ezanın bitmesini beklemeden hurma ile orucunu bozması ile başlıyor, plastik kaşıkla,sanki önünden alacaklarmış gibi, çalakaşık çorbasını höpürdetmesi ile devam ediyordu. Umarım AB ile müzakerelerde de herkesten önce çorba höpürdetmeye kalkışmaz. Ayıp olur çünkü.

Sonra kürsüye çıkıyor, sanki bir pop yıldızı, sanki iftar yemeği değil seçim propagandası -zaten öyle ya neyse- başlıyordu konuşmaya. “Bu Anayasaya evet demeden önce iyice okuyun. Zaten buna evet oyu vermeyenin ya aklından zoru vardır, ya da vatan hainidir. Şimdi hep beraber bağıralım evet, duymadım bir daha, bir daha bütün Beşiktaş duysun.”

Birden, haber kanalları Serdar Ortaç konseri yayınlıyor zannettim.

Sonra fark ettim ki Bay Bağış bana ve benim gibi düşünenlere resmen deli diyor, vatan hainliği yaftası yakıştırıyor.

O anda düşündüm. Ben bunu evet diyecekler için söylesem ne olur?
Ne olmaz ki... Ömür boyu sürünürüm mahkeme köşelerinde. Tabii benim dokunulmazlık gibi bir zırhım, bir lüksüm yok.

Hani buna benzer bir söz söyleyen, ama doğru söyleyen, Aziz Nesin yıllarca halkın bir bölümünü aptal yerine koymanın sıkıntısını çekmişti ya...

Bay Bağış söyleyince, milyonlara deli gömleğini giydirince, bir şey olmuyor. Çünkü o bir prens, o bir dokunulmaz, o bir... Neyse daha fazla yazmayalım. Bay Bağış’ın adamları nasılsa bu yazıyı kendisine göstermezler ya, eğer gösterirlerse belki beni ve benim gibileri deli yerine vatan haini yerine koyduğu için özür diler vatandaştan. Söylenecek bir şey yok, ne demeli Tanrı Bağış’lasın...

Pzt, 08/16/2010 - 16:26
Macit Cününoğlu kullanıcısının resmi
Macit Cününoğlu

Demokrasiyi benimsemek, içselleştirmek, tüm kurumlarıyla yaşatmak ve geliştirmek bir kültür işidir. Demokrasi aynı zamanda zerafetin geçerli olduğu, çok sesliliğin, farklılıkların hoşgörüyle karşılandığı ve korunduğu sistemin adıdır...Ya bizde ? Ne güzel de aktarmış gözlemlerini sayın Ö.Yelçe...Demek ki referandumda "Hayır" diyeceğimiz için angutluğumuz şimdiden ilân edilmiş ! Kim diyor bunu ? Ülkemizi Avrupa'da temsil eden tek yetkili Baş Müzakereci ve Devlet Bakanı Egemen Bağış ! İşte karşınızda yepyeni bir demokrasi anlayışı ve kendileri gibi düşünmeyen halkını aşağılamaktan geri durmayan zihniyetin eşsiz bir örneği ! Yazık, gerçekten çok yazık...Ayrıca devlet yöneticisi olmanın dayanılmaz hafifliğinin yanı sıra, ciddi bir üslup sorunu ile karşı karşıyayız ! Ancak, kime ne anlatabiliriz ki ? Balık baştan kokar hesabı ayarsız ve düzeysiz söylemler siyasetin olağan ritüeli haline geldi...Oy uğruna 70-80 yıl öncesinin hesabını soranlar mı istersiniz veya 12 Eylül kurbanlarına sahte gözyaşları ile ağıt yakanlar mı ? Ve ülkemizin yaşadığı onlarca sıkıntıya rağmen, meydanlarda çıkıp arsızcasına her şey güllük gülistanlık gösterilmiyor mu ? Sanırsınız ki mübarekler orkestra şefi ve koro yönetiyorlar...Repertuarlarında da tek bir sözcük var, o da "Evet" ! Ya gerisi, inanın hepsi yalan dolan...Aynen iftar çadırlarına "egemen" olan çağdışı şefler gibi !..Halkımıza reva görülenleri Tanrı bağışlar mı, bilemeyiz ama bizlerin aklını sorgulayanları asla unutmayacağız...

| Copyright © 2007-2012