Bundan 10 yıl önce üç katlı o eski ama mucize eve ilk gidişimi dün gibi hatırlarım… Hayatımı değiştiren, korkularımla yüzleştiren, ayaklarımı önce yerden kesen sonra toprağa bastıran, merkeze getiren, en önemlisi bana bugünkü mesleğimi kazandıran tütsü kokulu o ev…İlk yoga maceram! Sınıfın en küçüğü ve en yenisiydim. Bir yandan hocamızın söylediklerini bedenimde uygulamaya yani yoga duruşlarını yapmaya çalışırken bir yandan da hayretle etrafımda uyumla akan insanlara bakıyordum…Ortaya söylenen ama büyük ihtimalle beni hedef alan ”Lütfen, gözlerinizi kapayın” talimatına ayak uydurmam mümkün değildi… Herkes nasıl da kendi içine kapanmış, sessizce bedenleriyle iletişim kuruyor ve eğitmenimizin talimatlarını özenle yapılmış bir sanat eseri gibi bedenlerine işliyorlardı. Sınıftaki tek ses ortak bir ritimde birleşen nefeslerinin sesiydi… Nefes nasıl bu kadar büyülü bir etki yaratabilirdi ki? Sonradan öğrenecektim ki her şey nefes üstüne kuruluydu. Hayatın kaynağı nefes, yoganın da merkeziydi. Günler ayları kovaladı, hafta da 2 bazen 3 gün gittiğim dersleri heyecanla bekler olmuştum. Bana kalsa her gün orda yaşayabilirdim. Orada kendi içimde çıktığım bir saatlik yolculuk hiçbir yerde olmadığım kadar huzurlu ve dinlenmiş hissetmemi sağlıyordu.
Hiç unutmam bir gün ders çıkışı arabasına bindiğim bir taksi şoförü bana “Küçük hanım sakıncası olmazsa bir şey sormalıyım acaba içki mi içtiniz siz? Garip bir neşeniz var?”diye sormuştu… Yüzümdeki gülümsemeye engel olamıyordum… Trafik sıkıştığında, bankada sıra olduğunda bu ve bunun gibi günlük hayatta normalde canımı sıkan şeylere tepki vermemeye başlamıştım. Tepki yerini olumlu bir kabullenmeye bırakmıştı. Elimden bir şey gelmiyorsa kızmak, sinirlenmek bana zarar vermekten başka neye yarardı ki? Çok severek içtiğim sigaraya yavaş yavaş yabancılaştım… Beden farkındalığım yükseldikçe ve bedenimle yapabildiklerim gördükçe , kendime ve yaratılışa olan hayranlığımda artıyordu. Artık kendime zarar veren şeyleri otomatik olarak istemiyordum… Peki bu nasıl olabilirdi? Dersleri günlük yaşamıma taşıyan neydi? İşte ben buna yoganın mucizesi diyorum… Cevabı tekniğinde gizli!
Derse başlarken öncelikle dış dünyadan uzaklaşmak ve çalışmamıza konsantre olmak için kısa bir meditasyon yapılır. Bu genellikle dikkati nefese odaklamak şeklindedir. Bugün kendi derslerimde de uyguladığım en basit ama en etkili meditasyonlardan biridir. Haydi birlikte deneyelim! Rahat bir şekilde şu an oturduğunuz koltukta ya da sandalyede arkanıza yaslanın. Omurganız dimdik olsun. Yogada, temel enerji kanallarının geçtiği omurga büyük bir öneme sahiptir. Daha sonra anlatacağım “chakra” adı verilen evrensel enerji ve bedenimiz arasında geçit görevi gören ve bizi hayatta tutan merkezler, omurga üzerinde dizilmiştir. Omurga ne kadar dik ve sağlam olursa beden de o kadar uyanık ve sağlıklıdır. Nerde kalmıştık… Her bir omur üst üste gelecek şekilde dimdik oturduk. Şimdi avuçlarımızı açık bir şekilde, rahatça dizlerimizin üzerine bırakalım. Çenemizi hafifçe öne eğelim ve gözlerimizi kapatalım. Dikkatimizi yavaşça bedenimize yönlendirelim. Ayaklarımız gevşek ve rahat! Bacaklar gevşek ve rahat. Kollar, eller yumuşasın. Omuzlar düşsün. Sanki omurgamız bir askı ve bedenimiz askıya asılmış bir elbise. Yerçekimine doğru serbest bırakalım bedenimizi.
Gün boyunca tüm stresimizi ve hayat yükümüzü taşıyan omuzlarımızı hafifletelim. Şimdiye ve ana konsantre olalım. Dış dünyanın tüm karmaşası, geçmiş ve gelecek geride kalsın. Şimdinin sonsuzluğunda dikkatimizi yavaşça burnumuzun ucuna ve nefesimize yönlendirelim. Havanın ve beraberinde taşıdığı “prana”nın yani evrensel hayat enerjisinin burun deliklerimizden sürtünerek içeriye girişini hissedelim. İçerdeki ısı değişiminin farkına varalım.
Havanın nefes borumuza, ciğerlere, diyaframa dolmasını seyredelim adeta. Vücudumuzun biz farkında bile olmadan günde yüzlerce kez yaptığı bu işlemin kusursuzluğunu görelim. Beyne ve tüm bedene yayılan oksijeni damarlarımızda, derimizin altında hissedelim. Aldığımız her nefeste yenilendiğimizi ve verdiğimiz her nefeste arındığımızı içimizden tekrarlayalım. Vücuttaki her bir hücre özünde eşsiz bir zekaya sahiptir. Düşünsenize siz dikkat bile etmezken o, tüm yaşamsal faaliyetlerinizi, dolaşımı, boşaltımı vs. yönetiyor. Sadece hasta olduğunuz zaman belli bir bölgede sorun olduğu zaman bedeniniz dikkatinizi çekiyor. Onun haricinde ne yediklerimize dikkat ediyoruz ne de yaşam tarzımıza. Oysa ona ne verirsek aynısını geri alıyoruz. Tıpkı doğadaki etki-tepki yasası gibi. Biz şimdi tüm bilincimizle bedenimize tertemiz nefes sunuyoruz. Bu belki de bugüne kadar aldığımız en faydalı çünkü en farkındalıklı nefes! Hepimize yetecek kadar geniş bir kaynaktan geliyor. Derin bir nefes alıp sağlığı içimize çekelim. Nefes verirken tüm toksinlerimizi dışarı bırakalım. Derin bir nefes alalım ve huzuru içimize çekelim. Nefes verirken endişelerimizi bırakalım, uzaklaşsınlar. Son kez derin bir nefes alalım, kaynaktan tüm bedenimize ayak parmak uçlarına kadar ulaşmasını sağlayalım. Yavaşça kırpıştırarak gözlerimizi açalım. Yenilenmiş ve tazelenmiş olarak günlük yaşamımıza geri dönelim.
Denediniz mi? Cevap evet ise çok daha merkezde ve sağlıklı hissetmiyor musunuz şimdi? Haftaya yoga duruşlarından yani “asanalardan” bahsedeceğim. Yoganın mucizesine biraz daha derinden bakacağız birlikte. Ders içindeki akışın günlük yaşama nasıl yansıdığına ve zihin zincirlerini nasıl elimizde tuttuğumuza değineceğiz…
Bol nefesli taptaze bir hafta dilerim herkese!