Erol ÇEVİKÇE
30.08.2010 - 14:12
Erol ÇEVİKÇE
Önder Sav Gerçeği -2-

Bir yazıma yorum yapan Sn. Hakkı Kurt, “CHP’de tırmandırılmak istenen karmaşaya engel olmak için elinizden geleni yapmalısınız” derken, Genel Sekreter Sav’ı kastettiği belli. Son haftalarda bazı köşe yazarları da iyi niyetle CHP Genel Sekreterine kancayı takmış görünüyor. Önder Sav’ın eski Genel Başkanla çalıştığı on yılda parti içinde ve kamuoyunda bu görüşleri haklı kılan olumsuz bir izlenim bıraktığı doğru. Ancak son değişimin, Sav’ın sayesinde olabildiği de bir gerçek. Ben de geçmişteki yanlışlıkları yüzünden ağır eleştirmiş ve hatta istifasını bile istediğim olmuştu.

Ne var ki, yılların birikimi sonucu dün var olan yapısal bozukluğun genel başkanı yenilemekle hemen düzelmeyeceği bir gerçek. Üstelik beklemediği bir zamanda CHP’nin başına gelen Klıçdaroğlu kendisini, Başbakanın geleceğini kurtarmak için gündeme getirdiği sert ve kaba bir referandum mücadelesinin en sıcak ortamında buldu. Dolaysıyla geçmişten gelen kişilerle ilgili sorunların kaynağını Genel Sekreterde görme eğilimi çok doğal. Çünkü eski Genel Başkanın adamları hala partide bir “iç çekişme” yaratmak için her şeyi yapıyor. Elbette boy hedefleri de Genel Sekreter.

Ancak, tam da referandum arifesinde, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcının belgesel nitelikteki kitabı ortada dururken, Genel Sekreterle uğraşmanın şimdi hiç de gereği yok. Zaten
CHP’yi artık geriye döndürmeye hiçbir politikacının gücü yetmez. Bu gerçeği en iyi gören deneyimli Önder Sav da, İstanbul İl Başkanı olayında olduğu gibi her konuda Yeni Genel Başkanın arkasında karalılıkla ve içtenlikle durmaktadır.

Görünen o ki, Önder Sav genel seçimin sonuna kadar yerinde kalacaktır, kalmalıdır da. Yeni Genel Başkanın da böyle öngördüğünden hiç kuşkum yok. Halk Kılıçdaroğlu’na, “kendinden bir parça ve kendi yanında” diye inandı ve sahip çıktı. Kimsenin gözü Önder Sav’ın ya da bir başkasının üstünde olmamalı artık.

Sal, 08/31/2010 - 10:28
Macit Cününoğlu kullanıcısının resmi
Macit Cününoğlu

CHP'nin gerçekleştirdiği son Kurultay, parti tarihi açısından bir "Milâd" niteliğindeydi...18 yıldır Genel Başkanlık koltuğunda oturan ve gitmeye de hiç niyeti olmayan sayın Baykal, yüzde yüz kusurlu olduğu bir kaza sonucu görevinden ayrılmak zorunda kalıyordu. Evet, böylesi talihsiz bir olay asırlık CHP'de ciddi bir sarsıntı ve kaos yaratmadı. Çünkü parti mutfağında yetişmiş yılların deneyim ve birikimine sahip usta kadrolar, çok başarılı bir operasyonla sayın Kılıçdaroğlu'nu Genel Başkanlık koltuğuna başarı ile taşımayı bildiler. Üstelik yaşanan şok gelişmeler parti zemininde derin çatlaklar oluşturmasına rağmen, olabilecek en az hasarla ve artçı sarsıntılara izin verilmeyecek ölçüde parti içi birliği sağladılar. Elbette bu durum, CHP sevdalılarını ve CHP'den tekrar umut ışıkları saçmasını bekleyen seçmen kitlesini fevkâlade sevindirdi. Diğer taraftan da parti içinde salt siyasi istikbâlini düşünen ilkesiz çokbilmişler ile 8 yıldır iktidara seçeneksiz olarak çökmüş bulunan AKP kurmayları yıldızı tekrar parlayan CHP'nin son halinden rahatsız oldular...Ve o nedenledir ki Recep Bey işi gücü bırakıp soluğu meydanlarda aldı ve başladı düzeysizce sayıp dökmeye...Sayın Kılıçdaroğlu'nun soyundan sopundan girip, işi Dersim olaylarına kadar götürdüler...Bu arada dış saldırılara karşı aslanlar gibi direnen CHP, elbette içerden de vurulmak istenecekti...İşte bu aşamada kuyruk acıları dinmeyen Kurultay'ın sessiz mağlûpları ile AKP medyasının kıvrak kalemşörleri devreye girdi...Nitekim sayın Ö.Sav'ın hedefin 12. noktasına yerleştirilmesi gecikmedi. Çünkü parti içerisinde yıpranmış zayıf halka olarak görülüyordu...Ayrıca sayın E.Çevikçe'nin geçmiş bir söyleşisinde vurguladığı gibi "politikacının kim olduğu değil, nasıl algılandığı önemlidir" gerçeğinden hareketle, Ö.Sav'ın kurban seçimi CHP içinde olası bir parçalanmanın, bölünmenin önünü açabilirdi...Ayrıca parti içinde yaratılacak Genel Sekreter merkezli bir deprem, etrafta dolaşan yağmacı odakları da sevindirecekti...Evet, bu gerçekler ışığında ülkemizin gündeminde 12 Eylül referandumu var...12 Eylül 80 darbesi CHP'nin kapatılmasını getirdi, 30 yıl sonra yine aynı talihsiz günde yapılacak halk oylaması umarız CHP'in, ülkemizin aydınlık geleceği için yepyeni umutlar getirir...Ayrıca gün birlik günüdür ve CHP'nin iç kavgaları, yalnız partiye değil ülkenin yarınlarına yapılabilecek en büyük kötülüktür...

Diğer Yazıları

(02.02.2012 - 08:37)
(30.01.2012 - 11:54)
(19.01.2012 - 09:16)
(19.12.2011 - 17:20)
(13.12.2011 - 13:09)
(05.12.2011 - 17:03)
| Copyright © 2007-2012