Ahmet ENES
18.08.2010 - 01:25
Ahmet ENES
Ramazanlık Referandum

Malum, referandum Ramazan'a denk geldi. Ya da Ramazan mı referanduma denk geldi demeli?

Takip ediyorum ben de her "göbeğini kaşıyan adam" gibi mümkün olduğunca bu yüksek referandum tansiyonunu. Ramazan başlarken, "Allah affetsin, sıcaklara denk geldik, nasıl olacak bilmiyorum" gibilerinden zihinsel jimnastik yapıyordum ki imdadıma referandum telaşesi yetişti. Mitingler, istifalar, çatlaklar, tartışmalar, kararlar, kararsızlıklar, partiler, kurumlar, kuruluşlar, açıklamalar...

Sizi bilmiyorum ama ben çok keyif alıyorum. Yani mesela akşam haberlerinde kanalları şöyle bir gezerken izlediğim atışmalar bile ezan öncesi muhteşem ve dozunda bir adrenalin salınımına sebep oluyor vücutta. Günlük hayatta el sıkışan, oturup beraber çay, kahve yudumlayan koca-koca adamların birbirleriyle girdikleri diyaloglara dalıp da düşünmemek, düşünüp de gülümsememek elde değil vesselam. Benim güzel ülkemde referandumun işlenişi bile bir başka...

Konu, özü itibariyle bir hayli ciddi ve bu ciddi manevralarla ilgili düşünsellerimi kendi aklımın sınırları dahilinde yeşertip kimselere sır vermiyorum zira YSK'dan uyarı geldi, malum. Kimseyi yönlendirmek, şekillendirmek değil yazının mahiyeti. Daha çok konunun liderler ve medya tarafından işlenişine ünlem iliştirmek istiyorum.

Dediğim gibi, taraf belli etmemek lazım gelir fakat renk vermek açısından denebilir ki bu paket yeterli değil ancak yeterli değil diye bu pakete hayır demek de akıl karı değil.

Lakin siyaset bir çeşit "al sanaaa" yahut bir tür "acımadı kiii" çatışmasına döndüğü için ülkemizde, liderlerin referandum görüşleriyle ilgili savunmaları da bir hayli renkli. Örneğin soy-sop atışması. Yok yok, ondan da önce, "ama bu düzenlemede kayısı yok ki" söylemi var.

Bu ifadeyi kullanan nadide lider buna alternatif olarak, "Yahu kendiniz söylüyor, kendiniz dinliyorsunuz" veya, "Derdiniz devleti ele geçirmek" dese sadece, bence hem kendince haklı olur, hem de karizmayı çizdirmemiş olur. Diğer taraftan, "Benim boyum 1.85, al tepe tepe kullan" da hiç haklı bir savunma şekli değil kanımca. İsim vermiyorum zira tahmin ediyorum ki kimlerin kasdedildiği anlaşılıyordur.

Velhasıl, arada devreye giren yorumcular da, çeşitli medyanın demeçlerdeki yorum farkı da işin cabası. Şöyle uzaktan ya da kafi mesafeden olaya bir bakış attığımda aslında ülkemizde yeni bir anayasadan önce yeni bir zihinsel yapılanmanın gerekliliğini hissediyorum kendimce. Çünkü işin mizahi kısmı bir kenara bırakıldığında görüyorum ki bu atışma ve çatışmalar sağ-sol ya da laik/anti-laik zihinlerin mahsüllerinden çok daha fazlası, çok daha farklısı...

Provokasyon ve yönlendirmeleri de bir kenara bıraktığımızda (gerçi denebilir ki bunları da kenara bıraktığımızda zaten bir şey kalmıyor -olsun, yine de bunları bir kenara bıraktığımızda-) görülüyor ki ihtiyacımız olan şey aslında tahammül. Birbirimize tahammül, düşünceye tahammül, söylemlere tahammül, tahammül de tahammül...

Diyelim ki saçmalıyoruz. Olsun, tahammül... Diyelim ki gereksiz zırvalıyoruz. Olsun, yine tahammül...

Konumuza dönelim. Yine mizahi algıya çark ediyor olacağım ama asıl değinmek istediğim bu. Özetle iftarlara layık bir referandum süreci yaşıyoruz. Ben keyif alıyorum. İnanıyorum ki sandıklardan ne çıkarsa çıksın, referandum sonrası ağzımda şimdilerin tadı kalacak; özleyeceğim bu günleri. Fındığı, kayısıyı, boyu, soyu, sopu, TOBB Başkanı'nın yorumunu... Misss gibi anılar olarak kalacak bütün bunlar. Güzel şeyler nitekim...

Ve yine büyük ve kocaman bir şekilde inanıyorum ki bu ülke neyi hak ediyorsa o çıkacak bayramdan sonra sandıklardan ve layığını bulacak bütün bu "göbeğini kaşıyan adamlar."

Şimdilik tüm lider ve rol sahiplerinin diline kuvvet. Şunun şurasında az bir zaman kaldı, iyi değerlendirmek lazım bu tatlı atışmaları.

Ben yine izleyici koltuğuma dönüyorum. Biri, "ama pakette memurlara grev hakkı yok, o yüzden hayır diyelim" demiş.

Kaçtım, görüşürüz...

Per, 08/19/2010 - 19:37
seda smn kullanıcısının resmi
seda smn

Türkiye kritik bir virajdan geçiyor. değişik üslupların kullanıldığı diyaloglar, polemikler, söylemler vs.. ile son 23. gündeyiz. herkes bir pencereden izliyor bütün bunları, merakla...

23 günün sonunda ciddiyetin farkında olup, sırf 'iktidar partisine inat' zihniyetine kapılmadan, tepsikel yaklaşmadan, ülkemize, milletimize ve yarına dair, bireysel düşünerek hareket edelim..

düşünüyorum da bence, 'hayır'lar çok olursa' hayır getirmek yerine bizlere 10, 20, 30 vs. yıl kayıp olarak geri dönecektir...

ve şunda şüphe yok ki, bu 'ramazan referandumu' hak ettiğini getirecek millete...

Ahmet enes, çokça net dillendirmişsin bu telaşı. dediğin gibi," bu ülke neyi hak ediyorsa o çıkacak bayramdan sonra sandıklardan ve layığını bulacak bütün bu "göbeğini kaşıyan adamlar."
kalemine sağlık!

Diğer Yazıları

(28.01.2011 - 16:27)
(24.12.2010 - 16:35)
(07.12.2010 - 15:27)
(24.11.2010 - 14:46)
(12.10.2010 - 16:14)
(28.09.2010 - 12:18)
(14.09.2010 - 15:11)
| Copyright © 2007-2012