Fatin DAĞISTANLI
01.08.2010 - 23:33
Fatin DAĞISTANLI
Sen Yanmasan, Ben Yanmasam

Anadolu’dan güzel bir söz:
Düğün görmemiş ki oynasın, cenaze görmemiş ki ağlasın.

Mustafa Sarıgül, Ergenekon’dan gözaltına alınan eski bakanlardan Seyfi Oktay’ı ziyaret etmek için Deniz Baykal’ın da evinin bulunduğu Angora evlerine gidince Olcay Baykal’la karşılaşmış.
Olcay Hanım, Sarıgül’ü eve davet etmiş ve herkesin ayrıntısını merak ettiği Baykal - Sarıgül görüşmesi gerçekleşmiş.
Bu mizansen Sarıgül cenahı tarafından dillendirildi.

Bir tane de ben anlatacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bazı ziyaretler yapıyordum.
‘Olcay Hanım’ı Meclis’te hiç görmediğim için!’ Deniz Bey’in şoförü Oktay’la karşılaştım.
Nerde ‘patronun’ diye sordum.
Odasında olduğunu söyledi ve ‘bugün doğum günü’ diye ekledi.
Deniz Bey’in milletvekili bloklarındaki odasına doğum gününü kutlamak için gittim.
18 yıllık sekreteri Fatoş Hanım’a ‘müsait mi’ diye soruyordum ki…
Deniz Bey’in kapısı açıldı, konuklarını uğurlamaya hazırlanıyordu.
Elimi her zamanki samimiyetiyle sıktı ve ‘Yanmışsın’ dedi.
Sarıgül cenahının anlattığından tek farkı benim anlattığımın mizansenle uzaktan yakından ilgisi yok.
Film karesi gibi yaşandı...

Buradan CHP kulislerine dalalım.
Baykal - Sarıgül buluşmasının ne anlama geldiğini anlamamız için 12 Eylül’de yapılacak referandumu beklememiz gerekecek.
Çok şey ifade edebilir de, hiç bir şey ifade etmeyebilir de.
Ama ben edeceği kanaatindeyim.

Kurultayın üzerinden sayılı aylar geçen CHP’deki durum yaşı geçmiş, evde kalmış kızını ite kaka bir davulcu ile evlendiren babanınkinden farksız.
CHP’deki aşksız evliliğin balayı da kısa sürmüş.
Neredeyse sokaktan çevrilen ve zorla nikah masasına oturtularak, genel başkan yapılan Kemal Kılıçdaroğlu, eğreti gelin gibi duruyor.

CHP’de kazan kaynıyor.
Ne alan memnun, ne de satan!...
Kazanın altına kömür atmaya bile gerek yok, alevleri yüzünüzü yakıyor.
...
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’de ikinci adamlıktan birinci adamlığa bir türlü yükselemiyor.
Baykal’ın bile gerisine düştüğü oluyor.
Her fotoğrafa kafa uzatan, her flaş patladığında orada olması zorunluymuş gibi bir görüntü sergileyen Önder Sav, CHP’de hizip başı olmuş.
Hangi CHP’li ile konuşsanız, Önder Sav’dan yaka silkiyor.
‘Önder Sav gitmeden bu parti düzelmez’ diyenler dün parmakla sayılacak kadardı, bugün ise kar topu misali büyüyor.
Dün Deniz Baykal’ı takımcılıkla suçlayanlar, Baykal’a rahman diyorlar, bugün.
Baykal, olağanüstü kurultay için imza toplasın diye dua ediyorlar.

CHP’lilerin bile Önder Sav’a ilişkin bilmediği ama önemli bir derin ayrıntı.
Şevket Kazan ve Önder Sav bir elmanın iki yarısıdır.
Bu yazdığım son cümlenin ne anlama geldiğini zamanı gelince kısım kısım daha açık yazacağım.
Kılıçdaroğlu’nun da Kazan-Sav ikilemi üzerine kafa yorması gerekir.
Biraz düşününce Sav’ı sırtından atması gerektiğini anlar.
Kılıçdaroğlu, Sav’a ‘ya sen ya ben’ der.
Demez ise liderliğe hatta başbakanlığa giden köprüyü geçmesi zordur.

CHP’deki fotoğrafın ayrıntıları böyle.
Deniz Baykal “Yanmışsın” diyerek tensel durumuna takılmıştı.
Nazım Hikmet’in dizeleriyle yanıtlamak isterdim, Baykal’ı.
Diliminin ucuna geldi, diyemedim.
Yazayım da okusun:
“Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkacak bu karanlıklar aydınlığa.”

Pzt, 08/02/2010 - 16:33
Macit Cününoğlu kullanıcısının resmi
Macit Cününoğlu

İzninizle sayın Dağıstanlı'nın Nazım'dan esinlendiği son cümlesini konumuzun başlığı yapalım, "Kerem gibi..." şiirinin satırlarını... Fatin bey anlaşılıyor ki güneşte bir güzel yanmış, peki sayın Baykal nerede ve hangi koşullarda yanmış ki, "karanlıklar aydınlığa" doğru yol alıyormuş ? Ayrıca bireylerin kişisel özürü ne zamandan beri aydınlanmanın vazgeçilmez aracı olmuşta, halkımız farkında değil ? Evet, gerçekçi olmakta fayda var diye düşünüyoruz, özellikle günümüzde... Elbette Meclis koridorları Dolmabahçe Sarayı'nın sırlarla dolu bahçesi olmadığına göre, "karnından konuşmamak" ve "eteğindeki taşları dökmek" demokrasimize yapılacak en önemli katkıların başında gelecektir...Örneğin CHP Genel Sekreteri Ö.Sav ile ruh ikizi Ş.Kazan meselesi ! İlave edin bu bilmecenin üzerine Şişli'nin sarı güllerini...Çok bilinmeyenli denklem misâli, senaryo nasıl gelişecek, nasıl sonuçlanacak ve kimleri kapsayacak...Merakla değerli yazarımızdan bekliyoruz. Fakat bir dileğimiz olacak ki, umarız bizleri kırmaz..."Ne olur bundan sonra yazacağınız her türlü muhabbette, asaletin simgesi Olcay Hanım'ın adı lütfen geçmesin"...Çünkü bizler "sessizliği", siyasetten daha çok seviyor ve çok daha iyi anlıyoruz...

Diğer Yazıları

(31.12.2011 - 13:31)
(29.12.2011 - 14:42)
(27.11.2011 - 13:46)
(13.11.2011 - 12:11)
(13.10.2011 - 00:50)
(06.10.2011 - 19:47)
(28.09.2011 - 19:04)
(26.09.2011 - 01:58)
(22.09.2011 - 13:17)
(20.09.2011 - 00:29)
| Copyright © 2007-2012