Türkiye’de sadece PKK terörü yok.
Adını koyalım yada koymayalım, başka terörist hareketlerle de karşı karşıyayız.
Sokakta, caddede, parkta, belediye otobüsünde, kafede, restoranda bağıra bağıra cep telefonuyla konuşmak ve bazen yüzlerce kişiyi bu konuşmayı dinlemeye mecbur etmek bir çeşit terör değil midir?
Ya şu yanından kedi geçse çalmaya başlayan oto alarm sistemleri… Gecenin bir yarısında uykularımız böyle kaç alarmın çığlıklarıyla bölünmüştür, Allah bilir. Hem, şey… Bu oto alarmlarıyla bir tek hırsız yakalanmış mıdır acaba?
Ve tabii ki cankurtaranlar… Büyük kentte yaşamanın birinci kuralı, siren seslerine tahammül etmeyi öğrenmek olmalı. Teklifsizce bağıra çağıra giden cankurtaranların içinde gerçekten acil hastalar var mıdır; hatta hasta var mıdır; varsa bu hastalar hastaneye gidince hemen müdahale edilir mi? Cankurtaranlar çok hayati araçlarsa, Cumhurbaşkanı Özal, Köşk’ten birkaç kilometre uzaklıktaki hastaneye neden yetiştirilemedi? Hiçbir zaman yanıt alınamayacak sorular galiba bunlar.
Sigara terörünü kimse bitti filan sanmasın. Dar bir kaldırımda yürürseniz ne demek istediğimi gayet iyi anlarsınız. Önünüzdeki kişinin içtiği sigaranın tüm dumanları sizin ciğerlerinize nüfuz eder. Japonya’da sokakta her yerde sigara içilemiyormuş. Sigara içenler için özel cepler yapmışlar. Bizim yöneticiler böyle bir karar alacak düzeye ne zaman gelir yada gelebilirler mi?
Avaz avaz bağıran simitçi, soğancı-patatesçi, hurdacı filandan yakınmak da giderek zorlaşıyor doğrusu. Çünkü hemen içinde “nostalji”, “kent kültürü”, “kayıt dışı ekonomi”, “işsizlik”, “mağduriyet”, “yoksulluk” sözcüklerinin yer aldığı bir yanıt bombardımanının geleceğinden eminim.
Günde ortalama 10 kişinin ölümüne, 100 kişinin yaralanmasına yol açan trafiği ise kimse terörden filan saymıyor, o sempatik bir “canavar” artık.
Halkın elindeki 8 milyon adet ruhsatlı ve ruhsatsız silahı ve bunlarla işlenen cinayetleri de terör kapsamına almaya korkuyorum. Biri kızıp tak diye vurabilir vallahi.
Genellikle devlet dairelerinde karşılaştığımız “asık surat terörü” de kimsenin umurunda değil. Hatta insanlara böyle bir terör olduğunu kabul ettirmek bile imkansız.
Gelin ve sünnet arabalarının yarattığı terörü de kimseye anlatamayız sanırım. Tıpkı televizyon dizilerindeki “yasak aşk, şiddet, ağa terörünü” anlatamayacağımız gibi.
Hasılı, bir gün PKK terörü muhtemelen bitecek ama biz çevremizdeki teröristlerle terörize bir ortamda yaşamayı sürdüreceğiz.