28.07.2010 - 17:30
Yağmur duyguları bunlar, hoş görün...

Bir başlangıcı olmalı herşeyin,bu da öyle bir şey işte. Gidip gelen bir duyguydu hep, gölge gibi de peşimi bırakmayan ama kendimi bildim bileli de bastırılan. Oysa ki çok iyi biliyordum, farkındaydım tüm herşeyde olduğu gibi “Yazmak, ruhu tedavi eder!”…

Hayat akıp giderken, geç alınan kararların pişmanlığını istemediğim bir zamanda, Fatin’le tesadüf eseri yapılan bir telefon konuşması..Dışarıda deli gibi yağan yağmur ve hemen akabinde yazılan bir yazı.

Yarına kalmamalı, ertelenmemeli! Tek tadımlık bir hayatın olduğunu hatırlatmalı insan kendine, her gün mü evet her gün. Bilgisayar ekranına post-it yapıştırın gerekirse, e tabii uğrak yerlerimizden buzdolabı kapağını da unutmamak gerekecek. Geriye dönüş yok maalesef. “Yarını bugünden hazırlayarak geçiştirme” lüksümüzün olmadığı bir zamanda yaşarken, ruhu bütünlüğü ile masaya koymak gerekecek, evet bunu da biliyorum çok zor.

Bu gel git duygular içerisindeyken hazırladığım bir “Bucket List”im var, kimselere söylemediğim, kendime sakladığım. Bu listenin hazırlanması herkese tavsiye edilir, malum günlük hayata kendimizi kaptırıyoruz. Bu listeye seneler sonra bakıp ta hayal kırıklığı olmadan, mahçup olmadan bakmak, üstlerini çizip yenilerini eklemek gerekecek, tek hedef budur bundan sonra. Bir dakika deyip, arada açtım bunu da ekledim hemen listeye…

Zamanı aldatmaya çalışırken, hayata ayıp ederek yaşıyoruz. Bu nedenle zaman hareket zamanıdır.

Geceleri yalnızken kaptırılan duygulara, bu yağmurlarda gündüz vaktinde kendimizi kaptırıvermemek elde mi? Bu da öyle bir yazı oldu işte.

Hayat elden akıp gidiyor tarzı duygular olmaksızın yazmayı dilerdim bu ilk yazıyı ama İstanbul’da yüzerken mümkün mü? Temmuz sonunda yağan yağmurun yaşattığı duygular bunlar, hoş görürsünüz umut ederim…

Ruh renovasyonuna girdiğim dünyama hoşgeldiniz. Dilerim seyirlik değil, ömürlük olur :)

Durdum, kendimi dinliyorum şu an.

| Copyright © 2007-2012