Bu referandumun can alıcı sorusu şu:
Yargı bağımsız mı olsun, Hükümetin güdümüne mi girsin?
Şayet 12 Eylül’de evet oyları fazla çıkarsa, iktidar zaman içinde istediği gibi bir yargı oluşturma imkanına sahip olacak.
Muhalefet liderlerinin durup dinlenmeden bunu vurgulaması gerekiyor.
Ne var ki onlar akıl almaz bir şekilde yanlış hedefe nişan alıyorlar.
CHP, MHP, DSP, DP gibi partilerin kampanyaları tam da Hükümetin istediği gibi gidiyor.
Yargı bağımsızlığı konusu dikkatlere tam olarak sunulamazken, meydanlarda. türbandan yolsuzluğa, terörden genel affa kadar çeşitli konular ele alınıyor.
Evet bunlar da önemli ve mutlaka tartışılmalı.
Ama önceliğin referandumda sorulacak hayati soruda olması gerekmez mi?
+++
Bir de şu var:
Referandumda hayır için mücadele eden liderler, aralarındaki görüş ayrılıklarını, anlaşmazlıkları neden referandum sonrasına ertelemiyorlar?
MHP lideri Bahçeli’nin, genel aftan söz eden Kılıçdaroğlu’nu “gaflet içinde bulunmakla” suçlamasını anlamak mümkün değil doğrusu.
Aynı şekilde Kılıçdaroğlu’nun, Ecevit’in başbakanlık yaptığı dönemlerde ekonominin iyi yönetilmediğini söylemesi zorunlu muydu? Durup dururken milyonlarca Ecevit sempatizanının kalbi kırıldı.
+++
Muhalefet liderlerinin hiç olmazsa önümüzdeki 9-10 günü iyi değerlendirmeleri ve doğru hedefe nişan almaları gerekiyor.
Tabii, seçim sonrasında koltuklarının tartışılmasını istemiyorlarsa…
Sayın N.Kayış muhalefetin hedef sapmalarına dikkati çekerken her zaman ki objektif gözlemleriyle "Aman dikkat !" uyarısında bulunmayı ihmal etmiyor...Doğru söze ne denebilir ki...Belki değerli yazarımızın tespitlerine ilave edilecek fazla bir görüşe gerek yok ama, biz yine de aklımıza gelen ve önemli bulduğumuz bir kaç noktaya değinmek isteriz...Efendim öncelikle vurgulayalım ki, muhalefetin homojen bir yapısı yok... Tek bir ortak paydaları var, o gerçekte salt AKP karşıtlığı...Yoksa A.Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi, Türban yasasının 411 oyla parlamentodan geçmesi o kadar kolay olur muydu ? Diğer taraftan DSP ve DP olgusuna gelirsek, teşbihte hata olmazmış, rahmetli Ecevit'in mirası "parti" Lafonten masallarının kahramanı "Tilki"ye benziyor...Ağaçtaki karganın ağzından peynir düşecek...O da avantadan karnını doyuracak ! Ne dersiniz, örneğimiz çok mu abartılı ? Bu arada dilerseniz DP'ye hiç dokunmayalım..."Bu hasta ne yerse yesin, bitkisel hayattan çıkamaz"..."Cintonik"in dahi ayağa kaldıramadığı efsaneden bu saatten sonra ne beklenebilir ki ? Eh, geriye de kalıyor muhalefet adına CHP ile MHP...Yani "Siyah&Beyaz" partiler...Hele bir de ideolojik ve seçmen kitlesi açısından değerlendirirseniz, kel âlâka ve tarihsel kökleri çok farklı siyasi hareketler...Dolayısıyla böylesi yapılardan organize ahenkler, ortak refleksler beklemek ne kadar gerçekçi olur ? En iyisi mi herkes kendi yoluna gitsin, referandum eşiğinden sonra en kısa sürede yapılacak genel seçimler, AKP dahil tüm muhalefetin boyunun ölçüsünü nasıl olsa alacak sandıkta !..